|
PİŞMANLIK ATEŞİ (TÖVBE) Kıymetli kardeşlerim! içersinde bulunduğumuz mübârek gün ve gecelerde yapabileceğimiz en güzel ameliye; O ana kadar işlenen günahları gözden geçirip pişman olduktan sonra, bir daha işlememeye karar vermek ve tevbe deterjanıyla durulanmaktır. Bu vesileyle tövbe konulu yazımı dua temennisiyle sizlerle paylaşmak istedim.
Güzel dinimiz İslam, insanın psikolojik yapısına gerçekçi bir şekilde yaklaşan yüce bir dindir. Mübarek kitabımız Kur’an, bir çok ayetinde insanın davranış biçimlerini ve bu davranışlarının kaynaklarını ele alarak anlatır. İnsanın başı boş bırakılmadığını vurgulayarak, yapması ve yapmaması gereken davranışlar konusunda onu yönlendirir.
İnsanoğlu yaratılış itibariyle adeta yeni açılan bembeyaz bir sayfa gibidir. Sonrasında ise, sosyal hayatta karşılaşılan günah bataklığı ile kararan siyah bir sayfaya dönüşür.Kararan bu sayfa Tövbe ve istiğfarla temizlenmezse giderek artan günahlarla yaratılış gayesinin tamamen dışına çıkarak yaratıcıyı unutur, asi duruma düşer.Tövbe kapısı bu sebeple sürekli açık bırakılmıştır. Zayıf, aceleci, günü kurtarmaya meyyal olan insanın kendini eksikliklerinden kurtarmasının tek yolu tövbe etmesidir.
Tövbenin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Tövbe insanlıkla başlayan bir fazilettir. Adem(a.s) tövbe etmiş Allah’ın razı olduğu kulluk derecesine yükselmiştir. Şeytan ise hatasından tövbe etmemiş ve kibirlenerek mel’un duruma düşmüştür. Yaptığı kusurdan dolayı özür dilemeyen tövbe etmeyen ve kibirlenenlerde şeytan karakterinin tipik örnekleridir.
“Allah tövbe edenleri ve temiz olanları sever”(nisa 110)
Ayette ifade edilen tövbe, kalpte yer eden günah pisliklerinin temizlenmesidir. Çünkü kalp nazargah-ı ilahidir. Sevgili Peygamberimizde (s.a.v) ”Allah kişinin cismine ve suretine bakmaz, onun kalbine ve ameline bakar”(buhari)buyurur. Kalbin devamlı temiz tutulması yapılan yanlışlardan hemen tövbe etmekle mümkün olur.
Kıymetli okurlarım! Tövbe etmeninde bir takım şartları vardır. Günah ve isyanlar genellikler iki ayrı grupta incelenir.
1-Allah’a karşı işlenen günahlar,
2-Hem Allah’a hem de kullarına karşı işlenen suçlardır.
İşlenen günah yalnız Allah’a karşı olup kul hakkına taalluk etmiyorsa, bu gibi günahtan tövbe etmenin üç şartı vardır:
1-O günahı terk etmek,
2-Onu işlediğine pişman olmak,
3-O günahı bir daha işlememeye karar vermek.
Bu üç şarttan birisi eksik olursa tövbe geçersiz olur. Bir gün Hz.Ali Efendimiz (r.a) şartlarına riayet etmeden tövbe eden birine: “Ey insan! Dil çabukluğu ile tövbe yalancıların tövbesidir.”diyerek o kişiye tövbenin şartlarını şöyle sıralamıştır:
1-Geçmiş günahlara karşı tam pişmanlık,
2-Terk edilmiş farzları elden geldiği kadar eda edebilmek,
3-Kul haklarını ödemek,
4-Hak sahipleri ile helalleşmek,
5-Bir daha günaha dönmemek üzere gayret etmek,
6-Nefsini masiyet(günah) işinde terbiye ettiğin gibi Allah’a itaatte de terbiye etmek.
Tövbe imanla alakalı bir davranıştır. Bir fazilet bir ibadettir. Bu ibadette sayılan şartlara uymak elbette gereklidir. Hz. Mevlana tövbeyi şöyle anlatır:
“Pişmanlık ateşi dolu bir gönülle, bulutlu gözlerle tövbe et. Zira çiçekler, güneşli ve rutubetli yerlerde açarlar.”
Gazali’de Hayır ve şer Adem oğlunun yaratılışında birlikte yoğrulmuş kuvvetli bir hamurdur. İnsan oğlunu şerden günahlardan şu iki ateşten biri kurtarabilir:
Pişmanlık ateşi yahut cehennem ateşi.
Kulun tövbe etmesi kadar hiç bir şey yaratanı hoşnut etmez. Gül Peygamberimiz şöyle buyurur: “Kulunun tövbesinden dolayı Allah’ın sevinci,sizden biriniz ıssız çölde devesi ile giderken onu üzerinde ki yiyecek ve içecekle birlikte elinden kaçırması üzerine, bir ağaç altına gelerek ümitsiz bir halde yaslanıp yattığında, devesini yanıbaşında görüvermesi üzerine devenin dizginini tutarak sonsuz sevincinden “ey Allah’ım sen rabbimsin bende senin kulunum diyecek yerde yanlışlıkla “Allah’ım sen benim kulumsun bende senin rabbinim dediğindeki sevincinden daha çoktur.”
Dinimiz hiç günah işlemeyen toplum idealinde değil işlediği günahtan hemen tövbe eden, acizliğini ifade eden, yaratıcısına yönelen, ihtiyacını yalnız O’ndan isteyen bir toplum oluşturma idealindedir. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda toplumumuz fuhşiyatın her çeşidi, içki, kumar, cana kıymak, saygısızlık, sevgisizlik…. gibi günahlarla ne kadar babamız Adem (a.s) ve onun nesli olan bizlere düşman olan şeytanın istediği topluma benziyor.
Bu yaşayışımızda bizim ne kadarda tövbeye muhtaç olduğumuzu göstermektedir. “Ölüm gelmeden önce tövbe etmekte acele ediniz”, buyurulur. Günahlardan tövbe geciktirilmemelidir.
-MESNEVİ-DEN BİR HİKAYE-
Hz. Mevlana güzel bir misalle tövbenin geciktirilmesini şöyle tasvir eder: ”Tatlı sözlü, fakat sert huylu adamın biri yol üstüne dikenli çalı dikmişti, yoldan geçenler onu ayıpladılar;“-bunları sök at” dediler. Yarın
|
|
yaparım diyerek ihmal etti ve dikenleri sökmedi. O dikenli çalı ise her an biraz daha büyüdü çoğaldı halka zarar vermeye başladı halkın ayakları diken yaraları ile kanlara boyandı. Bir Hak dostu O adama; ”-bunları sökmelisin!” diye emir verince O gene yarın sökerim dedi. Bir müddet sonra diktiği dikenler kökleşti, kuvvetlendi. Halk O hak dostunu tekrar O kişiyi uyarması için görevlendirdi. Hak dostu olan kişi ona; ”-ey sözünde durmayan! Beri gel, söz verdin, vazifeni yerine getir artık, gittikçe helake yaklaşıyorsun! ”diyerek uyarısını tekrarladı. Çalıları diken adam yine merak etmeyin yarın sökerim deyince O hak dostu; ”-çabuk ol işi savsaklama sen yarın bu işi görürüm diyorsun ama, şunu iyi bil ki, gün geçip gittikçe o dikenler daha çok artıyor, kökleri güçleşip kuvvetleniyor. Onu sökecek olan sen ise ihtiyarlıyorsun, güçten takatten düşüyorsun. Şunu bil ki diken güçlenmede, boy atmada; diken sökecek kişi olan senin ise gücün kuvvetin devamlı eksilmede…. Çabuk ol vaktini boşa geçirme kendi helakini hazırlama! Bu hikayede ki dikenler günahları o dikenleri sökmemek ise ertelenen tövbeyi temsil eder. Nitekim yarın diyenler helak oldu buyurulur. Mevlana’nın örneğinde nefsin en büyük tuzaklarından biri olan erteleme ve ihmal etmeye dikkat çekilmiştir. Tövbelerimizi de ihmal etmeden bir an önce yapmalıyız, yoksa hikayedeki kişinin durumu ile karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olur.
Birkaç ayet-i celile meali ile yazıma son veriyorum. Tövbe ile kendine yönelmemizi isteyen Rabbimiz söyle buyuruyor; ”Doğrusu ben tövbe eden, inanıp yararlı işler yapan, doğru yolda giden kimseyi bağışlarım” (taha 82)”Kim tövbe edip yararlı iş işlerse şüphesiz O Allah’a gereği gibi yönelmiş olur. ”(furkan 71)”Ey Muhammed de ki, ”Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahlarınızın hepsini bağışlar. Azap size gelmeden önce Ona teslim olun; sonra yardım göremezsiniz. Size ansızın farkına varmadan azap gelmeden önce rabbinizden indirilen en güzel söze kur-an’a uyun”(zümer 53-55)
Şeytanı apaçık düşman bilelim,
Kur-an, sünnet yolunda gidelim,
Adem (a.s)’ın pişmanlığı gibi,
Gelin birlikte hemen tövbe edelim!
Hafızoğlu
“Ey mü’minler! Saadete ermeniz için hepiniz tövbe ederek Allah’ın hükmüne dönün.”(nur 31)
Gül Peygamberimizin her gün en az yetmiş veya yüz defa tövbe ettiğini -Peygamber olduğu halde- unutmayarak, tövbesiz günümüz geçmesin efendim!.
H.Arif MURAT
ERZURUM Türkmedya.com TEMSİLCİSİ Olmak için Lütfen Tıklayın »
|