| TAMZI KÖYÜ ARTIK SESSİZLİĞİNİ BOZUYOR |
Yazı boyutu
|
TAMZI KÖYÜ BELGESELİ ONURLU SESSİZLİK Bakıyor ama görmüyor, duyuyor ama işitmiyor. Tamzı köyü iki yirmi yıldır yarı felçli bir hasta gibi duyarsız… Damarlarına inen göç darbesi ile yitirmiş bazı duygularını. Elinde kalanlarıda, kendisini terk etmeyen iki dostuna, yaşlı karıkocaya borçlu olduğunu biliyor. Bu yüzden nemli toprağıyla öpüyor yaşlı dostlarının ellerini. Dağlarından kekik kokuları ve ağaçların dalları ve yaprakları arasından süzerek yumuşatıyor önce, sonra efil efil esişiyle pervane ediyor dostlarının çevresinde “bunalmayan dostların” dercesine ince bir şefkatle okşuyor tenlerini. Yetinmiyor yinede… bağ çiçeklerinden getirdiği ılgıt ılgıt kokusuyla, iki yüreğe akıp sıcacık bir sevgiye dönüştürüyor borcunu. Sevişine rağmen durgun Tamzı köyü tedirgin, umutsuzluk, kuşku dolu bir bekleyiş sevişinin önüne bir set çekip coşmasına izin vermiyor; hep mahsun hep ezik, hep suçlu… Öylesine yaralı Tamzı Köyü… Burukluğunu gizlemek acısını göstermemek için doğasının burcu burcu kokusunu rüzgarların soluğuna yüklesede, toprağında otlarla çiçeklerin börtü böcekle coşkulu beraberliğini sergilese de yarasını gizleyemiyor. Görünen köy klavuz istemiyor çünkü. Taştan yapılar yıkık görünümler virane olmuş bir deprem sonrası artığını andırıyor. Hayır , Hayır,… Daha farklı bir görüntü bu . Yüzyıllar öncesinde yaşanmış bir uygarlığın kalıntıları çıkarılıyor sanki. Öylesine dağınık ve paramparça, mahsun bir görünüşü var. Bu haliyle, sağlıklı olduğu günlerde bile sade bir dost, candan bir sevgili bulamamış olmanın isyanını taşıyor içinde. Susuyor onurlu bir inatla, sevilmeye, okşanmaya, işlenmeye duyduğu özlemini gizlemek için susuyor. Sevilmemiş, işlenmemiş, okşanmamış, küçük bir çocuk gibi Tamzı Köyü. Civar köylerin hemen hepsi aynı kimsesizliği paylaşıyorlar Tamzıyla…. Tanıs, Süle, Çukut, Lorgas vb…. Her birinin boynu bükük. Ancak Tamzı köyü terkedilmişliğin bilincine daha çabuk varmış. Suçluluk kuşkusu eklenmiş yalnızlığına. Kuşkusunda haklı çıkma korkusu beklide bu denli susturuyor Tamzı yı . konuşmamayı ve duymamayı seçiyor. Sormuyor, suçlu aramıyor. İçindeki umut kırıntısıyla yaşam içinde kalma savaşı veriyor yalnızca. Göz yaşlarında sevdiklerinin, dost bildiklerinin uzaklara giderken unuttukları gönül pırıltılarıyla avunarak yaşamaya çalışıyor. Kulaklarında, beton diyarlardan çıkıp dağların doruklarında yankısını bulan bir ezgi: “Orda bir köy var uzakta, Göç eyledik hep ardı ardına, O köy bizim köyümüzdür, Vah beni köylerim vah vah, Gitmesekte gelmesekte, Her birimiz bir diyarda, O köy bizim köyümüzdür.” Vah beni Tamzım vah vah. TAMZI ARTIK BU SESSİZLİĞİNE BİR SON VERİYOR . ARTIK ÇOCUK SESLERİ DUYULMAYA BAŞLANDI. GELECEĞİN SESİ GELİYOR TAMZIDAN...... GÜMÜŞ VADİSİ - KERİM SOLMAZ
GÜMÜŞHANE Türkmedya.com TEMSİLCİSİ Olmak için Lütfen Tıklayın »
|
|
|