1.072 Üye online
ANASAYFA![]() |
|
Mustafa ÇAKIR Gönderdi. |
IŞIK DAĞI Yaylamızın güneyinde yer alan önemli ormanlarımızdan biri. Yayladan çıkıldığında yaya olarak ortalama bir saat kadar süren bir yolculuktan sonra varırsınız. Kubbe biçimine bir çam ormanıdır. En yükseğine çıktığınızda Ankara'nın (gece) ışıkları görünür derler ama ben hiç görmedim. Köyümüzün yakacağını eskiden sağladığımız ormanlarımızdan biri. Bilinçsiz kesim yapıldığı için kısa zamanda seyrekleşmiş, daha sonraları tam korumaya alınmıştır. Mayıs aylarında yaş ağaç keserek yediğimiz "YALAMIK" ın tadı hala damaklarım da. Odun getirenin bahçesine dolar, kısa zamanda odunları soyarak yalamıkları bir çırpıda yerdik. Yaz aylarında buz gibi ve sulu oluşu hem serinletici hemde şifa verirdi.
Koç mantarı ile de ünlüdür. Yağmur yağdıktan sonra her taraf mantar olurdu. Mantarın kavurması olduğu gibi ateşte közlemesi de çok güzel olurdu. Işık dağının suyu da çok güzel ve yazları buz gibi olurdu. Ormanın tam orta yerinde bir tarlamız vardı. Oraya ekseriyetle ARPA ekerdik. Güzel arpa yetişirdi. Tabi her tarlaya gidişimiz akşamında odunumuzu da unutmazdık. Yayla vakti kesilerek yaylaya getirilen (bazen direk olarak köye de getirilirdi) odunlar burada kuruduktan sonra fırsat buldukça köye taşınır, kışın bir kısmı yakacak olarak kullanılır, kalanı da diğer köylerde satılarak paraya çevrilir ve pazar harçlığı yapılırdı. Şimdi eskisi gibi kesim yapılmadığı için pek satılmaz, ancak insanlar yakacakları kadar "makta" denilen özel izinle odununu karşılarlar.
Yayladan çıkarak, setteklerden geçerek, karga yaylası mevkiinden sonra Işık dağına doğru tırmanışa geçilir. Ormanın içine girince bir sessizlik sarar etrafı. Kuş seslerinden başka bir şey duyulmaz olurdu. Arada bir kaçak odun kesenlerin nacak sesleri duyulurdu. Sanki ormancı duyacakmış gibi alçak sesle konuşulur, odunlar denkleşince eşeğine odunları yükleyen ormancıya yakalanmadan odununu götürmek miçin acele acele sürerdi eşeğini. Kaçak odun kesimi çok olduğundan, ormancıya mutlaka bir iki defa yakalanırdınız. Bu yüzden orman hapsi cezası almayan pek yoktur bizim oralarda. Hatta bir seferinde, birini yakalamış ve ifadesini tutanaklara geçirerek mahkemeye vermiş. Sonuçta bir ay hapis cezası alan kişi yerine aynı adı ve soyadını taşıyan başka birini cezaevine götürmüşler, 28 gün hapis yattıktan sonra yaşı farklı olduğu anlaşılmış ve yanlış kişinin hapiste yattığı tespit edilmiş ama, ceza evi müdürü .....kardeşim biz bir yanlışlık yaptık, sen aslında falancanın cezası için yanlışlıkla burada yatmaktasın, ama 2 gün kaldı, onu da yat çık ve işler karışmasın deyince , hapiste yatan köylü, o kişi benim akrabam, farketmez benim de bir aylık cezamı o çeker deyip işi tatlıya bağlamışlar.
Bizim köyde, ğretmene çok saygı duyulur, ormancıdan
ise çok korkulurdu. Öğretmen okumuş adam olduğu için, köyümüzde o zamanlar okur yazar bile olmadığından, saygıyı, ormancı da devamlı köylünün eli mahkum olduğu için korku salardı köylüye. Köyün en değerli misafiri her zaman ormancı olurdu. Engüzel yemekleri o yer, en güzel yataklarda o yatardı. Ama şimdilerde durum biraz daha farklı. Köylü artık eskisi kadar ormancıdan korkmuyor. Çünkü; kaçak odun eskisi kadar kesilmiyor. Ama öğretmen hala ilk günkü saygıyı alıyor.
Eskiden üç köyün ortasında sadece bizim köyde okul vardı. şimdilerde artık her köyde okul var, ama yeteri kadar öğrenci yok. Çünkü genç nesilin çoğu büyük şehirlerde. Köyde olanlar ya şok yaşlı ya da çok küçükler.
Işık dağı dedik, konuyu nerlere getirdik. Ormanı korumasını bilmiyorduk. Bilinçsizce kesiyorduk. Sadece kışlık odunumuz olsun, biraz da satarak üç-beş kuruş kazanalım diye düşünürdük. Gerisi bizi ilgilendirmiyordu, sanki. Ormanlar azaldıkça kuraklık başladı. erozyon da cabası. Zamanla ormanlarda ağaç kalmayınca aklımız başımıza gelmişti, ama kaybedilen ağaçların yerine yenilerini yetiştirmek uzun zaman alıyordu.
Ormanlarımızı koruyalım. Orman hem erozyonu önlüyor, hem de bol yağış almayı sağlıyor. Ormanı olmayan yer çölleşmeye yüz tutar. Kuraklığın başlıca sebebi de ormanı korumamaktır. Orman sayesinde çeşitli hayvanlar da kendine barınacak bir yer bulur. Eskiden her türlü hayvanın olduğu ormanlar seyrekleştiği için bazı hayvanları bulmak bir hayli zor. Bu durum da doğanın dengesini bozduğundan, biz süre kuş gribi ile uğraştık. Şimdi de kene belası sardı her tarafı. Ormanlarımıza gereken önem verilirse, buralarda yaşayan bazı canlılar tarafından keneler temizlenerek bu beladan da kurtulmuş oluruz.
Ormanlarımızı, koruyalım, ülkemize sahip çıkalım diyerek, herkesin geçmiş bayramını mkutlar, sağlık ve mutluluk dolu günler temenni ederim.02.10.2008.
Mustafa ÇAKIR
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
köy tarihçesi
Kızılköy adını kurucusu Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında uç beyi olan Kızıl Ali Paşa'dan almak
Kerbanlar köyü
Kerbanlar köyü Beypazarı -karaşar Beldesi yolu üzerinde olup ilçemize 19 km uzaklıktadır.K&oum
Eskibeyli Köyü Hakkında
Eskibeyli' [Norşun] Köyü
Eskibeyli'nin &
AĞLAŞAN'IN TARİHİ
Köyün eski adı menendi şehridir. 1430 yılın da BURSA,yayılmış olan veba salgınına yakalanan köy halkı

Çankırı'da, Memur-Sen tarafından düzenlenen gösteriyle İsrail protesto edildi.
|
CEP Telefonu Çankırı Programı... |
![]() |
Bu habere ilk yorumu yapmak için »